26 Kasım 2015 Perşembe

Dalkılıç vs Winehouse - 2

Otobüsümüz Kamil Koç'un 2+1 koltuklu, rahat araçlarından. Paraya kıyıp bileti rahat otobüsten almışım. Yanıma çantamdan müzik çalarımı ve 72. Koğuş'u alıp koltuğuma geçiyorum. Hiç unutmuyorum, Bayan Dalkılıç 17 numarada oturuyor, bense 21'deyim. Çaprazımda kalıyor, onu çok rahat görebiliyorum. Ben tekli koktuktayım, o ikili. Ama yanındaki koltuk yolculuk boyunca boş kalıyor. Yanından geçerken duyuyorum, Amy Winehouse dinlemeye devam ediyor. (Bizler Amy'nin alkol ve uyuşturucuya olan düşkünlüğü, düzensiz hayatı yüzünden 27 yaşında aramızdan ayrıldığını düşünüyoruz. Ama belki de Amy, bu kötü dünyaya alkol ve uyuşturucu sayesinde 27 yıl katlanabilmiş zayıf bir kızdı, bilemeyiz.)

Adı ne? Kendi gibi güzel bir ismi var mı? Adını öğrenmeliyim. Yolcu listesi? Orada kesin yazıyordur. Muavinden yolcu listesini istiyorum. Ne yapacağımı soruyor. Haklı adam, bir yolcu neden yolcu listesini  görmek ister ki? Ona "17 numaradaki kızın adına bakcam" demiyorum tabi de "Benimle beraber Kozan'a giden yolcu var mı onu görmek istemiştim" diyorum. "Kozan'a toplam 5 yolcumuz var efendim" diyor. Sağ ol yani muavin bey, çok yardımcı oldun deyip adamı gönderiyorum.

İlk mola yerinde otobüsten en son inen ben oluyorum. Çünkü yolcu listesi otobüsün ön tarafında, camın hemen arkasında duruyor. Listeyi alıp hızlıca bakıyorum. 17 numara boş görünüyor, işin kötü yanı yanındaki koltuk da boş. Demek ki kızımız başka bir yerde oturuyor. Hmmm, çakalllll... 17'yi boş görünce oraya geçmiş demek.  Adını öğrenme yolundaki ikinci girişimim de sonuçsuz kalıyor. İniyorum otobüsten, restoran bölümünde görüyorum Bayan Dalkılıç'ı. Yemek sırasına girmiş. Aç olmadığım halde ben de sıraya giriyorum. Yine beni fark etmiyor sksjjdh Yemeğimizi yiyip otobüse geçiyoruz tekrar. İkimiz de sigara içmiyoruz, dışarılarda oyalanmıyoruz bu yüzden.

Yeniden yola koyuluyoruz. Bayan Dalkılıç uykuya dalıyor. Muavin servis yapıyor, uyanıyor. Kahve istiyor. Bak, sen kahve alıyorsun diye ben de kahve alıyorum. Ekstra şeker? Sen almamıştın galiba, ben de almıyorum.
Bayan Dalkılıç yeniden uykusuna dalıyor. Tüm bunlara rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Ben hala konuşamamış olmanın huzursuzluğuyla koktuğumda debeleniyorum. Zaten hep böyle olur. Ne zaman karşı cinsten biriyle yakınlaşmaya çalışsam balmumundan kanatlarıyla güneşe yaklaşmaya çalışan bir kelebek misali... Eriyiverir kanatlarım, yarı yolda kalırım.
Biraz müzik dinliyorum, biraz 72. Koğuş'tan ne okuduğumu anlamadan 30 sayfa kadar okuyorum. O hâlâ uyuyor. Bir süre sonra ben de uyuyorum.

Yolculuğumun sonuna gelmiş olmalıyım, durduğumuz otogar çok tanıdık geliyor. Saat sabahın beşi, her yer karanlık. Ama sokak lambalarının aydınlattığı kadarıyla Kozan'da olduğumuzu fark edebiliyorum. İnmem gerekiyor ve o hala uyuyor. Diğer Kozan yolcuları inmiş, muavin benim inmemi bekliyor. Geri kalan yolcularsa huzurlu uykularını sürdürüyor. Koltuğun arkasına kıstırdığım kitabımı ve müzik çalarımı alıyorum. Konuşamamış ve tanışamamış olmanın yenikliğiyle otobüsten inmeye hazırlanırken 17 numaraya doğru yöneliyorum. Elimdeki 72. Koğuş'u Bayan Dalkılıç'ın yanındaki boş koltuğa sessizce bırakıyorum ve öylece iniyorum otobüsten. Kitabı koltuğa bırakırken hiç kimse farkına varmıyor, Tanrı'nın bile ruhu duymuyor.

Son olarak ben de bagajımı alıyorum ve motoru zaten durmamış olan otobüs hareket ediyor. Bayan Dalkılıç kim bilir kaçıncı uykusunda, yanındaki kitabın farkında olmadan yoluna devam ediyor. Geride ben (baka)kalıyorum.


(16.10.2015)

2 yorum:

Hatice Hayal dedi ki...

hahaha umarım tekrar karşılaşırsın!^^ :))

Unknown dedi ki...

Ahahaha yok yaa. Sanmam :D