3 Aralık 2015 Perşembe

Bir Öğretmenin Askerlik Notları - 3

Selam.

*

Havalar soğudu burada, orada çoktan soğumuştu zaten. Sonunda biz de size ayak uydurduk. Hele nöbetler; gecenin bir yarısında buz kesiyor ortalık. Kaç kat giyinmiş olursan ol, kâr etmiyor! Bak, yazarken bile üşüdüm yemin ediyorum. Ne o, sen de mi üşüdün tatlı kız? Üşüdüysen askerliğimi yakayım. :d
Yine harika bir giriş yaptığımın farkındayım ve yine izlenimlerimle karşınızdayım. Buyrun.

*

Adım Ali Ercan değil de Ali Emre olsaydı ve komutan "Hangi adını kullanıyorsun? Sana Ali mi diyelim Emre mi diyelim?" diye sorsaydı "Emre dersiniz komutanım!" der, hemen oracıkta kelime oyunumu yapardım. Dilciyiz oğlum biz. Boşuna mı onca yıl okul okuduk?

*

Geçen gün revirci geldi karakola, bi sağlık sorunu olan varsa alıp revire götürecek. Revirci de yakın arkadaşım, samimi olduğum bir çocuk. Sordu, "Bir sorunu olan var mı arkadaşlar?" diye. Ben de o an (hiç huyum değildir ama) bir muziplik yapayım istedim. "Var" dedim, "Benim bir sorunum var." Gayet iyi niyetli, "Neyin var kardeşim?" dedi, "Erken boşalıyorum ben" dedim skdlfjsk Gülüştük falan, diğer askerler de hakara makara... Hatta espriyi paylaşmayan birkaç askere "Lan gülsenize! Niye gülmüyonuz lan, olm çok fena espri yaptım hadi gülün" deyip zorlamışlığım da vardır ancak aramızda kalsın bu ;)  Derken... Sen karakol komutanı benim bu söylediğimi duy,  içerden bir hışımla dışarı çık. "Kim yaptı lan o espriyi?!" Herkes suspus! Ben de öyle. Adam kızgın. Korktuk o an hepimiz. "Kim yaptı oğlum, söylesenize!" Şanlıurfalı eliyle beni gösterdi, "Bizim öğretmen yaptı gomtanım." Aha dedim, sıçtık. Komutan bana döndü. "Sen mi yaptın?"
Yalan söyleyecek halim yok. "Ben yaptım komutanım." dedim. Ama bir yandan da tırsıyorum, adam sinirlenmiş. Ceza yerim falan diye...
"Demek sen yaptın ha?" dedi ve şaşılacak şey... Başladı gülmeye. Ama nasıl gülüyor anlatamam. Ahohohahwooaa!! falan... Acayip sesler çıkararak... "Demek erken boşalıyon" Niioooohhaaaaa!! Resmen yarıldı gitti adam. Neyse... Bu şekilde kurtardım paçayı. Böyle askerlik hatırası mı olur lan? :D

*

Askerlik zor azizim. Yalnızlık zor. Sevdiklerinden uzakta olmak zor. Neyse ki sevgilim yok diyorum. Eğer bu zamanda bir sevgilim olsaydı, ondan uzakta kaldığım her gün, her saat için onu kirpiğine kadar özlerdim.

*

Karakolda neredeyse aklı başında asker kalmadı. Aklı başında olan adamlar birer birer terhis oldu ve gittiler. Geriye hep enkazlar kaldı. Demirin tuncuna, askerin enkazına kaldık yemin ediyorum. Eğer bu karakola komutan alarak atansaydım karakol komutanlığını devralırken bir konuşma yapar ve "Evet arkadaşlar, enkaz devraldık." derdim.

*

Cuma günleri askeriyede bakım günü. Komutan her cuma yaptığı gibi, "Herkes silahını alsın, gelsin. Silahları temizlicez." dedi. Silahımı aldım, komutanın yanına dönerken içimden geçiriyordum: "Bir silah ne kadar temiz olabilir ki?"

*

Son olarak da... Gördüğüm ve anladığım kadarıyla birçoğunuzda acayip bir bezginlik var nedense. Yaşamaya üşenir olmuşsunuz. Bir hoşnutsuzluk, bir elindekiyle yetinememe... Hayır yani, sahip  olduklarınızın kıymetini anlamanız için onları yitirmeniz mi gerekiyor?
En basitinden mesela...
Ben şu anda nöbetteyim, sen nerdesin?
Ben uykusuzum, sen uykusuz musun?
Benim karnım aç, senin karnın aç mı?
Ben üşüyorum, sen üşüyor musun?

İstediğin sorudan başlayabilirsin.

0 yorum: