Google'da "milli içeceğimiz" diye bir arama yaptım, çeşitli sonuçlar çıktı haliyle. Ayran diyen var, rakı diyen var, su diyen var. Bana kalırsa ne o ne de bu! Milli içeceğimiz çaydır bizim. Çay!
*
Şöyle ki...
*
Ruslar nasıl vodkaya düşkünse, Çinliler biraya, Fransızlar şaraba düşkünse biz de çaya düşkünüz. Sabah kahvaltıda çay, öğle yemeğinin üstüne çay, akşama doğru demler içeriz, çay! Akşam yemekten sonra demler, ailecek içeriz, çay! Ramazan olur, gece sahura kalkılır, yine içilir; çay. Misafirliğe gideriz, çay ikram ederler. Bir mekâna otururuz, çay söyleriz. Çay, çay, çay! Varsa yoksa çay! O yüzden milli içeceğimiz çaydır bizim! Çay olmasa ne içerdik çok merak ediyorum.
*
Yapılan bir araştırmaya göre çaya en çok para harcayan insan Türk insanıymış. Türkleri İrlandalılar ve İngilizler takip ediyor. Kişi başına düşen çay tüketimimiz yıllık 7 pound. Bu değer İrlandalılarda 4,8 pound, İngilizlerde ise 4,2 pound olarak belirlenmiş. Orada da açık ara öndeyiz.
*
Çayın edebiyatta da önemli bir yeri var, ayranın yok mesela. Cemal'im Süreya'm "İki çay söylemiştik orda, biri açık... Keşke yalnız bunun için sevseydim seni" demiş. "İki ayran söylemiştik orda..." diye şiir yazan var mı? Yok.
"Bir gün çay içelim seninle, çaylar benden manzara senden olsun." diyen Orhan Kemal var da "Bıyığına bulaşan ayran köpüğünden öpüyorum seni" diyen olmuş mu? Hayır.
Peki ya "Her gülümseyişinde tüm ülkeye çay ısmarlayayım" diyen Murat Menteş'i ne yapacağız?
Ya da "Şimdi ölsek en fazla kahvede çaylar soğur." diyen Yılmaz Odabaşı'nı?
*
Adamım, şairim, Orhan Veli'm "Çayın rengi ne kadar güzel, sabah sabah, açık havada..." der de Tarık Tufan geri kalır mı? O da yapıştırmış cevabı; "Masada çay bardakları bir de senin ellerin olsun."
Ah Muhsin Ünlü'nün "...hadi iç de çay koyayım" dizesine adeta nazire yaparcasına "...hadi çay koy da içelim" diyen Ali Lidar'ı bu masada nereye koyacağız?
*
Şimdi çay üzerine söylenmiş bunca söz var da rakı üzerine söylenmiş söz yok mu? Elbette var. Çayı bu şekilde yücelten isimler olur da rakıya methiye düzenler olmaz mı?
"Rakı doldur, yine eksildik biraz" diyen Turgut Uyar'ın askerleri değil miyiz?
"Girerim bir meyhaneye / Bir kadeh rakı söylerim kendime" dedikten sonra hızını alamayıp "Bir kadeh rakı daha söylerim kendime" diyen aynı kuşağın şairi Edip Cansever'le kederlenmez miyiz?
"Girerim bir meyhaneye / Bir kadeh rakı söylerim kendime" dedikten sonra hızını alamayıp "Bir kadeh rakı daha söylerim kendime" diyen aynı kuşağın şairi Edip Cansever'le kederlenmez miyiz?
*
Rakıdan söz açılır da Can Yücel'den bahsetmemek olur mu? "Rakı içen kadın, herkesle rakı içmez ve seninle rakı içiyorsa senin için kalbinde en az yüz elli metre kare daha yer vardır" demiş baba. Bir kadınla rakı içen arkadaşlarım bu sözü üstüne alınsın. Rakı içmenin adabını da söylüyor aynı zamanda; "Rakı içerken susulmaz arkadaş" diyor, "Hıçkıra hıçkıra ağlayacaksın!"
*
Biri açık iki çay söyleyen Cemal'im Süreya'm "Ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin." derken boş yere mi rakı içmeyi ölümden bu denli uzak tutuyordu?
Ya da şairim Orhan Veli'nin "...ah bir de rakı şişesinde balık olsam." dizesindeki rakıya olan düşkünlüğünü nasıl göz ardı edeceğiz?
Kahve için söylenen sözü rakıya uyarlayıp "Bir kadeh rakının kırk yıl hatırı vardır." diyen Ahmet Erhan'ın hiç mi hatırı yok?
Ya da şairim Orhan Veli'nin "...ah bir de rakı şişesinde balık olsam." dizesindeki rakıya olan düşkünlüğünü nasıl göz ardı edeceğiz?
Kahve için söylenen sözü rakıya uyarlayıp "Bir kadeh rakının kırk yıl hatırı vardır." diyen Ahmet Erhan'ın hiç mi hatırı yok?
*
Çay için de rakı için de örnekleri çoğaltmak mümkün.
*
İşte gördün sevgili olur. Türkçe öğretmeni olmanın verdiği hassasiyetten mi nedir, olaya ağırlıklı olarak edebi açıdan yaklaştım. Rakı da çay da toplumumuzda önemli bir yere sahip olmalı ki üzerine onca şiir yazılmış, onca söz söylenmiş. Ve en nihayetinde bir hükme varmak gerekse eğer (ki ben yazının başında tarafımı belli etmiştim) tercih senin.
*
Hadi iç de çay koyayım.
0 yorum:
Yorum Gönder