Burcu'yu yatağıma yatırdım, ben de salondaki kanepeyi açtım. Odamdan ihtiyacım olan şeyleri aldım, çıkarken Burcu "Nereye?" diye sordu. "Salona" dedim. "Salonda yatacağım." "Gelsene beraber yatalım" dedi. Olur muydu? Olmazdı. Olacak şey değildi. "Olmaz" dedim. "Uyu sen, ben salonda yatarım."
O sabah uyandığımda Burcu mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Öksürdü / ben terliklerimi giydim. Islık çalmaya başladı / lavaboya girdim. Peynir, zeytin ve yumurtayı masanın üstüne koydu / lavabodan çıkmıştım. Çayı ocaktan indirdi / balkon kapısını açtım. "Ekmek yok" dedi, "Çıkıp ekmek alsana." / Çıktım.
Neyse ki fırın yakındı eve. İki ekmek (somun), bir de gazete (Sözcü) alıp döndüm. Kapının eşiğinde anahtarlarımı bulmak için yüzlerce cep karıştırdım. Elime soğuk metalin sıcaklığı değdi. Islak anahtar büyük bir rahatlıkla girdi kilide, "tıkırtt" diye açılıverdi kapı. Salona girdiğimde Burcu sofrayı kurmuştu / ekmekleri bıraktım. Burcu çayları koymaya başladı / ellerimi yıkadım ve balkon kapısını kapatarak masaya geçtim.
Kahvaltı masasında karşılıklı oturduk. Bir süre ikimiz de konuşmadık. Sessizliği bozan her zaman olduğu gibi Burcu oldu.
"Hiç balık beslemeyi düşündün mü Ali?"
"Hayır."
"Neden? Sevmiyor musun?"
"Sevmekle alakalı degil. Her sevdiğim şeyi beslemeye kalksam..."
"Tamam tamam. Hiç sormadım say."
"Konuşmak mı istiyorsun?"
"Biraz konuşsak fena olmaz. Hep böyle sessiz misin?"
"Her zaman değil."
"Konuşalım o halde."
"Peki. Söylesene bana, dün geceki tavrın neydi öyle? Beraber uyuma isteği falan?.."
Bir an yüzü kızardı, beklemediği yerden sormuştum anlaşılan. "Özür dilerim, sarhoşluğuma ver." dedi.
"Peki," dedim. "Öyle olsun." Bardağımdaki çayın son yudumu da mideme doğru yolculuğuna başlamak üzereydi.
Sofrayı kaldırmak için ayağa kalktım. Elime geçenleri mutfağa götürdüm. Bir sakız attım ağzıma, "Eline sağlık," dedim Burcu'ya. "Güzel olmuş kahvaltı." Masada kalanları da Burcu götürdü mutfağa. Mutfaktan dönmedi. Gelen tıkırtılardan anlaşılıyordu ki bulaşıkları makineye yerleştiriyordu. Peşinden gittim. Üzerinde hâlâ gece verdiğim şort ve tişört vardı.
Ağzımdaki sakızı çöpe attım. Burcu'nun iki kolunu dirseklerinden kavrayarak kendime doğru çektim. Birden göğüslerini kalbime saplanmış bir kargı misali içimde hissettim. Daha sıkı sarıldım. Şimdi meme uçları göğsümü delmiş, sırtımdan çıkmıştı. Biraz sonra ellerim belinin altına doğru kayacaktı ve dudaklarımla da kelimelerini kilitleyecektim.
...
..
.
3 Mayıs 2016 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder