10 Ocak 2016 Pazar

Sevgili Günlük

Sevgili günlük,
Günler günleri kovalıyor. Günler birbirini aynen tekrarlıyor. Yoruluyorum. Yaşamaktan değil yaşayamamaktan yoruluyorum.

*

Sevgili günlük,
Askerlik öyle farklı bir psikoloji ki normalde yapmadığım ve yapmayacağım şeyleri burada rahatlıkla yapıyorum. Hayatımda seyretmediğim kadar Powertürk seyrediyorum mesela. İçimiz Hande Yener, dışımız Ferhat Göçer oldu (Zaten Powertürk'ün en çok seyredildiği iki yer var; biri askeriye, diğeri nargile kafe. Bak yine konu nargileye geldi, valla bilerek yapmıyorum). Mesela... Evimde olsam hayatta seyretmem ama burada haftanın dört günü O Ses Türkiye seyrediyorum. İçimiz Hadise, dışımız Athena Gökhan... Hayatımda yemediğim kadar ıspanak yiyorum. Her gün ıspanak çıkıyor yemekte. Yumurtalı ıspanak, ıspanak kavurması, kıymalı ıspanak, yoğurtlu ıspanak, ıspanaklı börek... Temel Reis bile benim kadar ıspanak yememiştir lan.
Ortama uyum sağladım ve ben de küfrediyorum mesela, hiç küfretmezdim aslında. Korkuyorum, sivil hayatta da devam ederse bu küfür alışkanlığı diye. Ağız alışıyor çünkü ve farkında olmadan çıkıveriyor ağzından. Ben öğretmenim, okulda da ağzımdan kaçırırsam ya? Düşünsene...

"Öğretmenim, ödevimi evde unutmuşum."
"Önemli değil."
"Ama çok güzel olmuştu öğretmenim."
"Tamam, siktir et! Olan olmuş."

ya da...

"Recep! Kes sesini, gelirsem sikerim belanı!"

Böyle öğretmen mi olur? Benim bu küfür alışkanlığına hemen bir çözüm  bulmam şart! Okulda bunlarla gündeme gelmek istemem zira. :d

*

Sevgili günlük,
İnsanın askerde çok boş vakti oluyor. Düşünmek için... Yalnız kalmak için... Kendini dinlemek için... Dedim ya, çok değişik bir psikoloji. Neler düşünüyor insan neler...
Mesela...
Nasıl bir eğitim sistemimiz var bizim? Geçmişe bir bakıyorum da ne kadar gereksiz şey öğrenmişiz. Eminim hepinizin aklında vardır bu gereksiz bilgilerden. Karstik şekilleri öğrettiler bize ya. Karstik oluşumlar! Küçükten büyüğe sıraladık böyle:
   Lapya  <  Dolin  <  Uvala  <  Polye
Dolin la dolin! Aklımdan da çıkmıyor amk!

*

Sevgili günlük,
Portakal çok samimi bir meyve, içi de bir dışı da. Dıştan da turuncu içten de. Portakalla ciddi düşünüyorum. Karpuz öyle değil mesela. Karpuz sinsi. Dıştan yeşil, kesince içi kırmızı (kelek çıkmışsa beyaz veya pembe), çekirdeği siyah... Çok yanardöner bir meyve karpuz. Karpuzu samimi bulmuyorum. (kafa gitti bende)

*

Sevgili günlük,
İkizkenar dik üçgende tabana indirilen dikme, tabanı ortalar. Aynı zamanda açıortay'dır. Bak, yine aklımdan çıkmayan bir lise bilgisi. Ama sen yine de bil bunları, lazım olur.

*

Sevgili günlük,
Tarihte dönemlerin genelde hükümdar adıyla anılmasına bu aralar içerliyorum. Eskiden sorun etmezdim ama bu aralar böyle nedense. Tarihe, olaylara, devirlere hep yönetici merkezli bakmasak mı artık? Mesela ileride tarih kitapları şunu yazabilecek mi? "Kanuni, Mimar Sinan döneminde yaşamış bir padişahtır." Ha?

*

Sevgili günlük,
Karakoldaki bir askerin babası hastaydı. Karaciğerinden rahatsızdı. Organ nakli gerekiyordu ve çocuk geçen ay Türkiye'ye gitmişti organ verebilmek için. Ama organlar uyuşmadı ve nakil gerçekleşmedi, çocuk da buraya döndü tekrar. Geçenlerde haber geldi çocuğa, annesi aramış. Babasının durumu kötüleşmiş, yoğun bakıma kaldırmışlar. Doktorlar da "Hastanın durumu ağır, hazırlığınızı yapın" demiş aileye. Hazırlığınızı yapın... Hazırlığınızı yapın... Bu cümle uzun süre yankılandı zihnimde. Normalde çok basit görünen bir cümle ama kullanıldığı yere göre nasıl da ağır anlamlar yüklenebiliyor?
Hem doktorlar hem de aile gerçekten umutsuz... Ve annesi telefonu kapatırken şunu söylemiş çocuğa, "Gel, son kez gör babanı." Çocuk geldi, bize anlattı durumu. Ben buz kesildim! Allah'ım, dedim. "Gel, son kez gör babanı." ne demektir? Beş kelimeden oluşan bir cümle nasıl bu kadar ağır olabilir?

*

Sevgili günlük,
Hatırlat da Ocağın sonlarında askerliğimi yakalım.